Tanım
Sınıfımız, Okulumuz, Edirnemiz, Bilgisayar Dünyası ve benzeri..
Bağlantılarım
»
»
»
»
|
Oha lan
Kadıköydeki öğrenci evimde oturmuş, yandaki bilardocudan zorlukla çorduğum internette amaçsızca surf yapiyordum. Sonra biraz ek gelir için bir ajansa başvurmaya karar verdim az önce. ama 3 tane fotoğrafımı istiyordu. fakat pc benim olmadığı için hiç fotoğrafım yoktu. facebook tan 2 tane foto buldum ama lanet site 1 tane daha vermezsem üye olamazsın diyor. sonra dedim ki ismimi google a yazayım. belki bir yerlerden bir fotoğrafım çıkar, dedim. yazdım google a Utku Gaspak. bir de baktım ki utkueal diye bir blog çıktı. birden beynim hareketlendi ve gözümün önünden film şeridi geçmeye başladı. 2004 yılındaydı galiba oks sınavı vardı o zamanlar. 8 yıl boyunca ders çalışmamış olmanın ve o yıllardaki aşırı kafa rahatlığının verdiği hafiflikle OKS sınavını gectim. 422 mi 428 mi ne puan yapmıştım. Edirne Anadolu Lisesini kazandım. 9. sınıfta liseye geldik hobaa falan herkes bi manyak modlarına büründü. kimisi sigara alkole başladı, kimisi kendini müziğe verdi, kimisi karşı cinse verdi, kimisi derslere verdi. 1. yıl gırgır şamata geçti öyle. 10. sınıfa geçtiğimde dersler hafiften bızıklamaya başladı. hele matematik lisede yapamadığım tek ders oldu. belki çalışsam olurdu ama eğitim hayatımın 10. yılını da çalışmadan geçiriyordum. gitar mitar calmaya başladım. dışarı çıktım gezdim tozdum. bala göte geçtim sınıfı. yıl 2006 oldu sonra. aylaklığa bi blog açayım dedim. hem biraz html code kasarım dedim. 3-5 tane yazı koydum daha da uğramadım bu bloga. öyle unutulmuş kenarda kalmış. o zamanki halimle ilgili pek bişey yazmamışım bu bloga. sadece copy paste ile biryerlerden toparladiğim yazıları atmışım buraya. o zamanlar 15 yaşındayım. lisede yeni sayılıyordum. böyle blog gibi küçük şeylerle olaya girdikten sonra Tahsin diye bi hayirsiz evlatla :) bi site açmıştık. Merdivenalti.com bu site bi ara iyi tanındı. aylaklığımızda uğraştık falan. sonra mal gibi yıllık 15 tl olan domain ücretini vermedim ya da diğer arkadaslar da vermedi diye sitemiz kapandı. orası güzeldi ya aktifti falan. sonra 11. sınıfa geçtim. dershaneye falan gidiyordum. eğitim hayatımın 11. yılını da çalışmadan geçiriyordum. düşünmeye başlamıştım arada " ulan 11 yıl oldu okula dersaneye gidiyorum, bi kere bi hocanın ödevini zamanında yapmadım, bi kere dersanede bi hocaya ders anlattırmadım. nası geçiyo lan bu eğitim hayatı. ama böyle olmaz seneye öss var. kesin çalışmaya başliycam olum!" modlarına girdim. lan dedim deli gibi çalışıcam. derken bi baktım 12. yıla girmişim mübarek eğitim hayatımda. lan dedim aha öss geliyo çalış lan çalış falan kendime. sonra bi modlara gidim "s*kerim öss yi ne çalışıcam oğlum" demeye başladım. dersanede sınavlar oluyo ben calışmadan giriyorum, millet deli gibi soru çözüyo ben derslerde uyuyorum, herkes hocaların peşinde koşuyo ben çıkışta cafeye gidiyorum, annem babam yalvariyo ders çalış diye ben çalışmıyorum. bi baktım 2. dönem geldi. salla dedim nolursa olsun artık ölücek halim yok ya dedim. kendimi en kötü ihtimallere bile hazır tuttum. kafamı pek bozmadım. nolursa olsun dedim. sonra okuldan rapor aldık son 2 ay gitmedik. ben yattım. arada dersaneye gittim arada gitmedim. böyle böyle zaman geçti. 13 haziran günü matematik hocasına gittim. trigonometri dersi aldım temel kurallarını öğrendim. hocanın evinden çıkıp gezmeye gittim. 14 haziran sabahı da kalkıp öss ye girdim. birçok tanıdığımla aynı binada sınava girecektim. sınavla ilgili bayaa bi t*şak yaptık. sonra girdim 3 saat 15 dakika soru çözdüm. hayatımda bi masaya oturup o kadar ders çalıştığım oldu mu hatırlamıyorum. bi süre sonra baktım g*tüm ağırmaya başladı. olips attım bi su içtim. yine çözdüm soruları, baktım sınav bitti. bi tuvalete gittim. binanın dışına çıktım ve gördüm ki millet ağlıyor falan. ben de onlara bakıp güldüm ve içimden " mallar " dedim. sonra eve gittim bi yemek yedim ve dışarı çıktım. össden çıkmanın verdiği dayanılmaz hafifliği bekledim, ama gelmedi. çünkü zaten hafiftim lan. ne zaman sınavı dert yaptım ki şimdi daha da rahatlamayı beklicektim. çıktım arkadaşlarla buluştum. içmeye başladık bütün gün içtik. bütün gece takıldık sabaha karşı eve gittik. sonraki gün okul balosuna gittik. yine sabahlara kadar içtik. eve sabah girdik. o günden sonra bütün yaz tatilimin % 95 inde sabah güneşini görmeden uyumadım. hep dışarıda hep alkol falan. 3 aylık yaz tatilinde 5 yıllık olay yaşadık diye geyik falan yapmaya başladık. sonra öss açıklandı 299 puan almıştım. beklediğim puana yakındı. o yüzden şaşırmadım. veterinerliğe gitmeyi bekliyordum. sonra baktım kontenjan açılmış ve 12.000 kişi önümdeki marmara üniversitesi kimya bölümünü kazanmışım. özel bir yurda kayıt oldum. 10 gün falan yurtta kaldım. o sürede okulumun kayıt işlerini hallettim. ingilizcemin iyi olmasına rağmen ve hazırlığın benim bölümümde zorunlu olmamasına rağmen hazırlık sınavına isteyerek girdim ve bilerek boş bırakıp son sınıflardan birinde ingilizce eğitim görme hakkı kazandım. sonra bu iş yurtta olmaz dedim ve bi arkadaşımın tanıdığıyla eve çıktım. başta evde bi tek yatağım ve masa sandalyem vardı. yapıcak hiçbişey yoktu. tv yoktu, doğalgaz yoktu, pc yoktu. bi tek telefonumdaki müziklerim vardı. sonra okul başladı değişik insanlarla aynı sınıfa düştüm. sınıfıma tipim kızlar beklerken, sınıfımda sevgili olarak ilgileneceğim bir kız bulamadım. bütün okulda beğendiğim kız kaynarken bu olamazdı. sonra üzüldüm arkadaşlarıma dert yandım. yeni bir yere gelmiştim istanbulda durmadan geziyordum. sonra doğalgaz, televizyon, kombi, tesisat işlerini falan hallettim. 2. elcileri geze geze eve eşya doldurdum. duvara bi tane Bob Marley posteri çaktım. işte şimdi de burdayım. lise lise derken ışık hızıyla geçti lise be usta. yaptığım hiçbişeyden de pişman değilim şimdiye kadar. aslında bu yazı sizin için olmaktan çok kendime bir nottur. belki sınava çalışsaydım, marmara üniversitesini kazanmasaydım, kadıköydeki yurttan ayrılıp eve çıkmasaydım, hazırlık sınıfının sabah kuruna düşüp öğleden sonra aylak kalmasaydım, iş arama niyetine girip fotoğraf gerekince adımı google a yazmasaydım; bu blogu hiç görmicektim. liseyi pek hatırlamicaktım. o zamanki halim şimdi kafamda daha da netleşti. şimdiki dertlerim farklı, o zamankiler farklı. daha yaşlanmadım ama umarım yaşlanınca da bu yazıyı görürüm de şimdiki halimi hatırlayabilirim. varlığın unutulunca var olmanın ne anlamı var dimi lan. lisede hocalar ananız babanız pek sallamayın liseli gençlik. gençlikte kanın kaynar çabuk geçer sonra yaptıklarından pişman olursun bla bla bla ayarı vermeye çalışıp:
'Gençlik çabuk geçer’ derler ya; Maalesef ilave edeyim ki,ihtiyarlıkta öyledir.
*Olum yanlış anlamalar olmuş editledim ak. Can sıkıntısı yarattıysam çok özür dilerim. Ama kötü birşey demek istemedim.* |
Tarih: 18:33, Cumartesi, Kasım 7, 2009 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Farklı Uzantılarda Hotmail Almak (.it , .jp , .co.uk gibi)
Arkadaşlar Herkeste @hotmail.com uzantılı mail varken siz sıra dışı olun sizin mailiniz "@hotmail.it, @hotmail.fr, @hotmail.co.uk, @hotmail.de, @hotmail.co.jp" olsun.
|
Tarih: 14:57, Çarşamba, Eylül 13, 2006 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
<font color=red>Şeytan, Rock Müziğin Tam Kalbinde</font
Şeytan, rock müziğin tam kâlbinde
Led Zeppelin… Michael Jackson… Beatles… Madonna… Metallica… Eagles… Rolling Stones… "Dikkatli" müzikseverler, her biri rock müzik tarihinde birer kilometre taşına dönüşmüş bütün bu solist ve grupların birçok sevilen parçasında son yıllarda ardarda "şeytana övgüler içeren bölümler" yakalıyorlar.
Pekiyi, nasıl oluyor da sözleri görünüşte son derece anlaşılır ve masum olan, dahası yıllardır müzikseverler tarafından keyifle mırıldanılan bunca ünlü şarkıda "satanizm propagandası" yapılabiliyor? Cevap, tam da şeytani bir zekâya yaraşır cinsten: Satanist propaganda cümleleri bu tip şarkılar sadece geriye doğru çalındığında duyulabiliyor!
ALİ MURAT GÜVEN / HABER MERKEZİ
Madonna'nın piyasaya ilk kez sürüldüğü 1987 yılında müzik listelerini altüst eden ve günümüzde de genç kuşaklarca hâlâ ilgiyle dinlenen kült parçası "Like a Prayer" (Bir Mümin Gibi) şu bildik cümleyle başlar: "Life is a mystery…" (Hayat bir sırdır).
"E, ne var ki bunda haber olacak, şeytan bu cümlenin neresinde?" dediğinizi duyar gibi oluyoruz.
Oysa şeytan, kendisine yakışacağı üzere, sözkonusu şarkının tam "tersinde" yerini almış durumda. Parçayı bir MP3 kaydı şeklinde edinip giriş bölümünü tersine okumayla dinlediğiniz zaman Madonna'nın âdeta yalvarır bir edâyla "O, hear our savior satan" (Kurtarıcımız şeytan, duy bizi!) dediğine dehşet içinde tanık oluyorsunuz.
Diyelim ki bu yalnızca can sıkıcı bir tesadüf, İngilizce fonetiğinin Madonna'ya yaptığı bir azizlik… O hâlde, ondan çok daha ünlü bir başka örneğe, 30 yıldır dünyayı kırıp geçiren ve artık "damar romantizm"in simgesine dönüşmüş olan bir besteye, "Hotel California"ya geçelim hemen. Eagles grubunun dinleyenlerin bir türlü tadına doyamadıkları, geniş kitleleri her dem mest eden bu parçasının bir dizesi aynen şöyle: "There were voices down the corridor, thought I heard them say, welcome to the Hotel California." (Duyduğum sesler koridorun derinliklerinden geliyordu, onlara Hotel California'ya hoşgeldiniz de.) Oteline gelen konuklara güleryüzle hoşgeldin demek her işletmecinin en doğal görevi elbette, ancak bu bölümü tersten dinlediğinizde "Yeah Satan, he organized his own religion" (Yaşasın şeytan, o kendi dinini kurdu) diye başlayan ve şeytana bağlılığı yücelterek sürüp giden bir bölüm duyuyorsanız, o zaman işler bir parça değişecektir. Üstelik, "California"nın gerçekte bir otel falan değil Los Angeles'te büyük bir caddenin adı olduğunu ve yeryüzünün ilk resmî şeytan tapınağının da 1968 yılında satanistlerin lideri Anton Zsandor Lavey tarafından yine bu cadde üzerinde kurulduğunu biliyorsanız, huylanmalarınız daha da artacaktır. Çoğunluğu ABD'de ve İngiltere'de faaliyet gösteren bir dizi din adamı ile müzik araştırmacısı, içinde "satanist" propaganda cümleleri barındıran bu gibi kült mertebesine erişmiş parçaların sayısını günümüzde 50'ye kadar ulaştırmış durumdalar. Bu irkiltici listede Michael Jackson'dan Metallica'ya, Led Zeppelin'den Rolling Stones'a, AC/DC'den Beatles'a dek uzanan daha birçok ünlü solist ve grubun yer alması ise durumu daha da vahimleştiriyor.
"Back-masking" tekniğinin uygulanışı
Yeni Şafak muhabirinin internet üzerinden ulaşarak konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu Amerikalı müzik araştırmacısı Jeff Milner, satanist inanç dalgasının rock grupları arasında özellikle 1960'ların sonları ile 1970'lerde büyük bir hızla yayıldığına dikkati çekerek, içinde bu tür mesajlar barındıran bestelerin de daha çok bu döneme ait olduğunu vurguladı. "Böyle yüzlerce parça yapıldığına inanıyorum, ama kesin olarak ortaya çıkartılanlar şimdilik birkaç düzine kadar" diyen Milner, geçmiş müzikal kayıtları ayrıntılı biçimde incelemeye olanak veren dijital stüdyo teknikleri geliştikçe her geçen gün yeni yeni örneklerin günışığına çıkacağını belirtmekte.
Konuyla ilgili olarak ayrıntılı bilgiler veren Amerikalı araştırmacı, bir bestenin içine ters yönde dinlendiğinde ortaya çıkan mesajlar yerleştirmenin teknik yöntemini ise şöyle açıkladı:
"Yapılan işe müzik endüstrisinde "back-masking" (arka planı perdeleme) deniliyor. Besteci önce asıl söylemek istediklerini aynen şarkı söyler gibi banda okur. Sonra bunları tam tersten tekrar tekrar dinleyerek, o gizli cümleleri elde edebilmek için ne tür bir güfte yazması gerektiğini tesbit eder. İstediği sesleri veren söz dizinlerini sabırla oluşturup okuduğunda ise parça artık geriye doğru her çalınışında bu tür propagandist bölümler içerecektir. Buradaki amaç mesajı geniş kitlelerle değil, yalnızca mürit düzeyine ulaşmış olan sıkı takipçilerle paylaşmaktır. Yani, tıpkı Ortaçağ'ın ürkütücü okültist grupları gibi fanatik hayranlarıyla bir tür tarikat ilişkisi içindeler. En sevdikleri arka plan nakaratı ise 'natas'tır. Yani, şeytanın İngilizce tersten yazılışı. Günümüzde böyle örneklere özellikle metal müzikte rastlıyoruz. Rock müzik tarihinde ise bu tür denemeleri en sık yapan müzisyenler Led Zeppelin'den Jimmy Page ve Robert Plant'tir. Bildiğiniz gibi, her ikisinin de sadık birer satanist olduğuna ilişkin iddialar son otuz yıldır dilden dile dolaşmakta. Ama onlar bunu sürekli reddettiler. Bunun dışında Rolling Stones'tan Mick Jagger'in, Michael Jackson'un ve Beatles üyelerinin de bu işlere meraklı olduğu yönünde bazı bulgular var. Bu sanatçıların hepsinin ünlü satanist lider Aleister Crowley'e karşı özel bir ilgisi vardı. Öyle ki Beatles, Crowley'in resimlerini albümlerinin kapaklarına kadar taşıdı."
1875-1947 yılları arasında yaşamış olan İngiliz din düşmanı ve büyücüsü Crowley, müritlerine tersten konuşmanın "şeytanın dili" olduğunu anlatır ve onlara tersten konuşma sanatını mutlaka öğrenmelerini öğütlerdi.
|
Tarih: 19:26, Salı, Eylül 12, 2006 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
<font color=green>Edirne Anadolu Lisesi Tarihçesi</font
3 Kasım 1980 tarihinde o zamanki Kız Öğretmen Lisesi'nin bodrum katında faaliyete geçen okulumuz, o tarihte Trakya'nın ilk ve tek, Türkiye'nin ise 12. Anadolu Lisesi olarak eğitime başlamıştır. 30' ar kişilik iki hazırlık sınıfıyla Eğitim-Öğretim alanındaki çalışmalarına başlayan EAL, bugün 479 öğrencisiyle başarı zincirinin halkalarına yeni başarılar eklemektedir.
Geçici olarak Eğitim-Öğretim verdiğimiz bina yeterli olmayınca, yeni ve daha büyük bir bina arayışına girilmiştir.Yıldırım semtindeki 24 derslikli okul binası uygun görülerek, 3 yıl konuk kaldığımız yerden ayrılmak zor olsa da daha iyi bir ortamda olmak için, 1983-1984 Eğitim-Öğretim yılında inşaatı devam etmekteyken yeni binamıza taşınmak zorunda kalıyoruz .Bir Eğitim yılı ustaların çekiç sesleri arasında geçiyor. Gerçekten zor günler. Uzun bir bekleyişten sonra 1985 yılında zamanın Edirne Valisi Sayın Enver Hızlan'nın açılış kurdelasını kesmesiyle mutlu sona ulaşıyoruz. Bir süre öğrencilerimiz yatılı eğitim görmenin zorluklarını ve güzelliklerini yaşamışlardır. Ancak yatılı öğrencilerimizin sayısı azalınca 1996 yılında pansiyon binamız Fen Lisesi'ne eğitim binası olarak devredilmiştir.
Son yıllarda eğitim faaliyetlerimiz başarıyla devam ederken; okulun fiziki görünümünde de değişiklikler olmuştur.1996 yılında EAL Eğitim Vakfı okul bahçesini düzenlenmiş ve yaptırılan “Atatürk Büstü” Dönemin Valisi Sayın Mehmet Canseven tarafından törenle açılmıştır. 1999 yılında Koruma Derneği tarafından modern bir Kimya Laboratuarı yapılmıştır. 1998 yılında alt donanımı Koruma Derneği tarafından yapılan Bilgisayar Laboratuarı açılmıştır. 6000 i aşan kitap sayısıyla okul kitaplığımız öğrencilerimizin hizmetindedir. 1999-2000 Eğitim-Öğretim döneminde öğrenci tuvaletleri yeniden düzenlenerek modern bir hale getirilmiş, sınıf kapıları değiştirilmiştir.
Edirne Anadolu Lisesi geçmişteki başarılarıyla yetinmeyip, büyük başarılar yolunda koşmaya devam edecektir. EAL olarak en büyük hedefimiz Atatürkçü düşünce çizgisinde çağdaş, laik ve başarılı gençler yetiştirmektir.
beh arkadaş yunan mitolojisi gibi maşallah  |
Tarih: 19:10, Salı, Eylül 12, 2006 |
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ADSL HIZI BAŞ DÖNDÜRECEK(MİŞ)
Hızlı internet erişimi için yatırımlarına devam eden Türk Telekom, yeni projesiyle 2007'de ADSL'yi 2 Mbit hızdan 20 Mbit'e taşıyacak. Bunun için mevcut bakır hatlara paralel olarak fiberoptik kablolar kullanılacak
Türk Telekom şu anda üst limiti 2 Mbit olan ADSL (hızlı internet erişimi) bağlantı hızını önümüzdeki yıl yapacağı fiberoptik kablo yatırımının ardından 20 Mbit seviyesine çıkarmaya hazırlanıyor. Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany, ADSL bağlantısı için kullanılan mevcut bakır kabloların 2 Mbit bağlantı hızına imkân verdiğini, bundan fazla hız kapasitesinde ADSL'nin verimli çalışmadığını hatırlatarak, önümüzdeki yıl yapacakları fiberoptik kablo yatırımının ardından, 20 Mbit hız seviyesine ulaşılacağını açıkladı.
Paralel hat geliyor Doany, yapacakları yatırımın öncelikle büyük şehirlerden başlayacağını ardından da 2007 yılı sonunda tüm Türkiye'yi kapsayacağını bildirdi. ADSL için kullanılan eski bakır kabloları söküp fiberoptik kablo ile değiştirmenin hem hizmetin aksaması hem de maliyet yüksekliği nedeniyle tercih edilmeyeceğini söyleyen Paul Doany, bunun için bakır hatta pararel fiberoptik kablo yatırımı yapılacağını sözlerine ekledi.
Özel şirketler için Türk Telekom olarak sokaklardaki telefon kutularına kadar fiberoptik kablo yatırımını yapacaklarını söyleyen Doany, bundan sonrasını anlaşacakları özel şirketlere devredeceklerini açıkladı. Bu yöntemle Telekom, sokaklara kadar 20 Mbit için altyapıyı kurup, pazarlamasını özel şirketlere devretmiş olacak. Özel şirketler de sokaktaki kutulardan evlere kadar yeni bir bakır hat kuracak ve fiberoptik, bakır ile sonlandırılarak 20 Mbit hız kapasitesi yakanalacak. Fiberoptik kabloların kullanılma gerekçesi ise, mesafe arttıkça bakırda hız kaybı yaşanıyor olması ve verimli internet erişiminin sağlanamaması. Fiberoptik kablo sayesinde veri kaybı ortadan kalkıyor ve 20 Mbit hatta daha hızlı erişim sağlanabiliyor. Doany, 20 Mbit hızın tarifeleriyle ilgili olarak ise şu aşamada bir açıklama yapmadı.
Toplam ADSL abonesi 2.2 milyon kullanıcıyı aştı Yıllar ADSL abonesi (kişi) 2002 2.299 2003 56.624 2004 452.398 2005 1.539.477 2006* 2.250.000
|
Tarih: 18:07, Salı, Eylül 12, 2006 |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Google İnternette tarih yazıyor
Aralarında The New York Times, The Wall Street Journal, The Washington Post, The Guardian ve Time gibi İngilizce basın devlerinin haber arşivleri artık internette. Google, ABD’nin önde gelen gazeteleriyle ortaklaşa olarak eski haberleri internet üzerinden kamuya açıyor. Akademik veritabanları LexisNexis, Factiva ve HighBeam de Google’a destek verdi ve bazı bölümlerini arama motoruna açtı.
Arama motoru sunum itibariyle Google-News sayfasına benzemesine karşın, çok daha karmaşık bir teknolojiye dayanıyor. Birbirlerine içerik olarak benzeyen haberleri gruplayan arama motoru, ücretli ve ücretsiz makaleleri ayrı ayrı dizinliyor, seçimi kullanıcıya bırakıyor. Ücretli haber arşivlerinde fiyat da belirtiliyor.
Projeden sorumlu Google yöneticisi Anurag Acharya, servisin özel tasarlanan arama motorunun binlerce haber materyeli arasında aranan sözcüğü bulacak güçte olduğunu ifade etti. Acharya, yapılan aramanın şirketler yapılan ortaklıklara nötr olduğunu, aramanın tamamen nesnel olduğunu ifade etti.
TARİH GİBİ HABER ARŞİVİ Arama motorunun bir diğer özelliği de ilişkili haberleri de okura sunabilmesi. New York Times'un bu manşeti, İkinci Dünya Savaşı'nda ABD'nin Naziler'e karşı Fransa'dan yaptığı askeri harekatın haberini aktarıyor.
Örneğin 1969 Ay’a inişle ilgili bir haber istendiğinde, yanda diğer Ay’a yapılar seyahatlarle ilgili haberler de görülebiliyor. Bu sayede kullanıcı on yıllara yayılan olaylar arasında benzerlik, karşıklık, gruplama gibi kategorizasyonların farkına varacak. Acharya, bunun okura ‘tarihsel bir bakış açısı’ sağladığını vurguladı. Acharya, haber arşivindeki en eski haberin 1700’lere dayandığını söyledi.
Konuyla ilgili bir demeç veren ABD’nin saygın gazetesi New York Times Başkan Yardımcısı ve NYTimes.com Genel Müdürü Vivian Schiller, haber arşivlerine büyük ilgi olduğunu, yeni arama motoru sayesinde daha çok kullanıcının daha etkin bir erişime kavuşacağını ifade etti.
GOOGLE, AFP İLE MAHKEMELİK Google, ücretli haber arşivlerinin tıklanmasından komisyon almayacak. Google parayı reklam gibi dolaylı yollardan kazanacak, internetin en büyük arama motoru bu yılın ilk yarısında 1.3 milyar dolar kar açıkladı. Google’ın basınla arası her zaman da ‘karlı’ değil. Daha önce Fransız haber ajansı Agence France-Presse (AFP) kendi içeriğini telifsiz internete yaydığı gerekçesiyle Google’a 17.5 milyon dolarlık tazminat davası açmıştı.
Haber arşivi, Google’ın haber sayfasında yer alıyor. (http://news.google.com.tr/archivesearch)
Kaynak:www.ntv.msnbc.com
|
Tarih: 17:59, Salı, Eylül 12, 2006 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
iPod'un kullanım süresini uzatın
Oysa birkaç basit uygulamayla kullanım süresi artırılabilir.
Apple kullanıcılarından aldığı şikayetler üzerine, yeni model iPod'lar tek bir şarj ile 60 GB'lık bir iPod'u 20 saat çalıştırabiliyor. Ancak hala bazı teknikler hem günlük kullanımı hem de pilin ömrünü uzatabilir.
Burada unutulmaması gereken bazı tekniklerin sadece hard diskli modeller için olduğu.
Nano ve Shuffle modellerin hard disk kullanmadığını unutmamak gerek.
Duraklama(Pause) ve Bekleme(Standby)
Hard diskli modellerde duraklatma modunda beklemek, hard disklerin dönüşünü engellemez ve bu nedenle pil tüketmeye devam eder.
iPod' unuzu kapattığınızı zannettiğiniz an tam kapatmamış olabilirsiniz. Ekran karanlık da olsa, bekleme modunda olabilir ve pil tüketmeye devam eder.
Bu sırada duraklatma modundan daha fazla pil tüketiminiz olur. Bu yüzden cihazın duraklama modunda olduğundan emin olmak için, ortadaki tuşa dokunun, ekran aydınlansın ve ekranın sol üst köşesinde duraklama işaretinin olup olmadığına bakın.
Ekran aydınlatma ve êkolayzer
Ekran aydınlatma bu tip mobil cihazlar için en büyük güç tüketen faktörlerden biri. Ayrıca ekolayzerin açık ve devrede olması pil tüketimini hızlandırır.
Şarkı listesinde dolaşma
Şarkıyı ileri geri almak pil tüketimini artırır. Aynı zamanda bir sonraki/önceki şarkıya geçişte hard disk üzerinde kafanın hareketini gerektireceğinden, pil tüketimini hızlandırır. 'Shuffle' veya 'random' modunda çalınan şarkı listeleri de aynı nedenlerle, tüketim açısından önemlidir.
Ayrıca iPod donanımında şöyle bir teknoloji mevcuttur. Cihazda 7 MB büyüklüğünde bir adet ön bellek mevcuttur. Bu ön bellek hard disk üzerindeki şarkının tamamını buraya taşır ve minumum pil tüketimiyle okumaya devam eder.
Ortalama bir şarkının uzunluğu 7 MB, dolayısıyla, e-kitap, podcast veya normalden uzun şarkılarda, pil tüketimini hızlandırır.
Bu teknik bilgiden yola çıkarak, e-kitapları veya podcast yayınları en yüksek oranda sıkıştırmak ve 7 MB veya daha küçük boyutlarına getirmek, tasarrufu artıracaktır. Ayrıca AAC ses formatı, MP3 formatından hem daha kaliteli hem de daha az boyutlardadır.
Şarj etme ve çevre ısısı
Hızlı şarj iPod'unuzu 1 saatte yüzde 80 doluluk oranına getirirken, normal şarj 4 saatte yüzde 100'lük doluluk oranına getirir.
Kapalı bir durumda duran iPod'unuz pil tüketmeye devam eder. İçinde bulunduğu ısıya göre 2-4 hafta zamanında içindeki pili tüketir. Sıcak bir ortamda, piliniz çok daha kısa sürede bitecektir. |
Tarih: 17:57, Salı, Eylül 12, 2006 |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|